Showing posts with label kitap. Show all posts
Showing posts with label kitap. Show all posts

Diz boyu spoiler

Saturday, October 17, 2009 | |


Kafa dağıtmak için okunan kitap türleri vardır ya hani, Dan Brown'un Lost Symbol (Kayıp İşaret) kitabını da o yüzden daha yeni çıktığında almıştım. Garip bir şekilde kitap ara ara çok aksa da, 10 gün elimde süründü resmen. Hele kitabın son 10 sayfasını 2 günde okudum, öyle bir isteksizlik. Masonlar, antik çağlardan modernlik çağına taşınamamış sırlar ve komplo teorileri pırıltılarıyla bezeli tüm kitap; öyle ki milliyet.com.tr'de çalışan birisi de okumuş olmalı, dolarla ilgili kitapta da bahsedilen sembol arayışları ve komplo teorilerinden galeri haberi bile hazırlamışlardı geçtiğimiz hafta içinde.


Smithsonian kuruluşlarının yöneticilerinden biri olan Peter Solomon yoluyla açılan, zengin Solomon ailesinin, Mason üyeliğinin de etkisiyle varlık ve bilgelik seçimi karşısındaki imtihanını, Masonların tamamlanmamış piramidinin gizlediği 'kayıp işaret' arayışıyla bezeyerek tekrar tekrar okuyucunun önüne sunması, malesef ki bir noktada 'yeter!' dedirtiyor. Neyse ki, akademist Robert Langdon (Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresi'nde de tüm şifreleri çözümleyip, ölümlerden dönen, filminde de Tom Hanks'ın canlandırdığı, yakışıklı 'işaret bilimci') aklının yoluna daha sıkı tutunduğundan, 'ne yani, siz bunlara gerçekten inanıyor musunuz?' tavrını elden bırakmıyor da, okuyucu da yalnız olmadığını hissedebiliyor.


Yine yazarın hakkını yemeyelim, kitabın belki de tek artısı, bana kalırsa, Dan Brown çok iyi bildiği Washington, DC bölgesini betimlemeleri. Okuyucuyu Capitol binasının içinden, ünlü Mason binasına, Washington Monument'a, oradan da Tapınak Evi'nde gözü kapalı gezintiye götürüyor.


Fakat kitabın sonundaki twitter ve google'ın aslında yüzde yüz düşünce gücünün eseri olduğunun muştulanması da neyin nesidir yani? Oldukça gereksiz bir popüler kültür eklemesi adeta.



Okumadan önce göz önünde bulundurulması gereken en önemli şey şudur ki; 509 sayfanın sonucunu, Cem Yılmaz bile CMYLMZ 2008'de söylüyor. 'İçimizde içimizde!'

Share/Bookmark

Yaz-a-ma-mak üzerine olsa da...

Tuesday, May 5, 2009 | |


Bartleby&Co.'yu (Bartleby ve Şürekası) okumadan önce, konusu çok ilgimi çekmişti. Bir sürü yazabilmiş, yazmayı düşünüp durdukça "bartleby" hastalığına yakalanıp yazamamış ya da sadece birkaç kitap yazabilmiş yazar ve şairlerin "sessizlik seçimleri" -zorunlu ya da zorunsuz- ilginç gelmişti. 
Ludmilla'nın blogunda gördüğüm kitaptan haberdar olduğum sıralarda tam da "kendini iyi sayan bir okur, benim görevim okur olmak ve bunda iyiyim, yazmayı düşünmüyorum diyebilir mi?" diye düşünüyordum. O sebeple bu kitabın konusu iyi bir zamanda karşıma çıktı diyordum. Ancak kitap beni hayal kırıklığına uğrattı.
Türkçe çevirisinin iyi olmadığından yakınan Ludmilla gibi, ben de İngilizce çevirisinden yakınacağım öncelikle. Ama iki çeviri de hoşa gitmeyince, belki de kitap gerçekten iyi yazılmamış diye düşünmeye başladım, çünkü bir çevirmenin apaçık anlam eksikliğini ortaya koyan ve göze batan bir çeviri yapmış olmasının ilk sebebinin, içinden çıkamayıp, olduğu gibi çevirmiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bunu neye dayanarak söylüyorum; birkaç çeviri işi almış birinin yorumlamasından yola çıkarak sadece. 

Arada çok güzel alıntılarla karşılaşmış olsam da, kitabı bitirmekte zorlandım ve bir noktada sıktı beni. Sadece beyni boşaltmak için günde birkaç sayfa okunabilecek bir kitap olarak görebildim, bir solukta okunacak kitap yerine. 
Hoş, kitabın yazarı Enrique Vila-Matas, 25 yıl ara vermiş yazmaya ve belki de bunun etkisi. Ya da belki de kitap çevrilmesi güç kitaplardandır ve İspanyolcası çok daha akıcı ve ilgi çekicidir. Ancak;
Oscar Wilde'ın "Hayatı anlamaya çalıştığım zamanlarda yazıyordum, şimdi anlamını bulduğuma göre, yazmama da gerek kalmadı" sözleri ile ünlü İspanyol şair Jaime Gil de Biedma'nın "Şairdim ama en derinde aslında şiir olmak istiyordum" cümlesi kitaptan aklıma kazınan ve durup durup aklıma gelen satırlar olsa da; kitabı tam bir hayal kırıklığı olarak buldum.
Öte yandan 25 sene sonra yazmaya baştan cesaretlenmek de kolay olmasa gerek ve bu yüzden kitap belki de 'senelerin yatalaklığından sonraki ilk adımda yalpalama ama yine de yılmama' olarak görülebilir.

Bartleby&Co.'yla ilk karşılaştığım zamanlarda aklıma takılan soruya geri dönecek olursak, malesef bunun cevabını da alamadım. Kitap, "sessizlik edebiyatı", "edebiyattaki sessizlik" ya da "Hayır'cı yazarlar"ı anlatan bir kitap olarak nitelenmiş -arka kapak bu konuyu ele almasındaki başarıyı anlatan ünlü gazetelerin kitap hakkında yorumlarıyla bezenmiş- olsa da; bana daha çok "ilhamsızlık" ve "ilhamın bitişi"ni sorgular gibi yapmaktan öteye gidememiş olduğunu düşündürdü.

Share/Bookmark

Related Posts with Thumbnails

Arşiv