Showing posts with label meclis. Show all posts
Showing posts with label meclis. Show all posts

Yüce kurumların vazgeçilmez egoizmi

Saturday, December 19, 2009 | |


Tekel işçilerinin eyleminde olanları yazmayı bir kenara bırakıyorum şimdilik; zira Ankara valisinin sözleri boğazımda kılçıklar oluşturdu.

"Yaşananlar vahim. Ama bunlar önemli değil, önemli olan yüce Meclis'in saygınlığı zedelendi."

Ah o bizim biricik yüce meclisimiz ve yüceliğini dağlarataşlara sığdıramayarak kurban olmalara doymadığımız alçak gönüllülüğü! Yaşananlar önemsiz-miş de, saygınlığı ne yapsak-mışız.. Hatta çok afedersiniz, neremize monte etsek-mişiz?

Birisi bana bi gün, "Niye senin, benim gibi insanlar gidip politikacı olmuyor, bi düşünsene" demişti. İşte bu yüzden; meclis, dokunulmazlık, siyaset, demokrasi gibi kavramları "insan"dan daha önemli ve "insan"sız düşünemediğimiz için.

Olanlar olur; birileri bok yoluna öldürülebilir birileri bok yoluna öldürebilir, birileri şartlar ve haklar gözetmeden ayırıp ayırıp kahramanlar ve katiller üretebilir... Boş yere biber gazları tüketilebilir, insanların kapı dışarı çıkarken yanlarına olası bir eyleme katılma ya da eyleme denk gelme ihtimaline karşı limon alması, zaruri bir hal alabilir. Hatta ve hatta, sırf düşünmeniz, yasalar tarafından tetiği çekmenizden daha çok ceza almanızı bile gerektirebilir.

Tarihin geri sayfalarına gittiğinizde, Menderes uygulamaları zamanlarında, başbakanın yakasına yapışıp "hak ve özgürlük istiyoruz" diyen birisine, "sen başbakanın yakasına yapışıyorsun, daha büyük hak mı olur" rivayetleri ile anlatılan bir anı, yine, şimdiki gibi meclise saygıda kusur olarak algılanabilmiş olabilir... Ha keza, bu yakaya yapışıp hak istediği iddia edilen genç, kaderin cilvesine bakın, büyüyüp serpildikçe hak ve özgürlük kavramlarının yerini sıkça karıştırır duruma da gelebilir.

Hadi abartmaya bile gerek yok; "demokrasi" diye çığırıldıkça, asıl demokrasi ve hak bekleyenler, "önümüze gelene bin tekme" mantığıyla karşılanabilir... Halk istediği kadar seçtiklerinin kalmalarını istesin, "halk mecliste kalmamızı istiyor ama siyasetçinin görevi önder olup, yol göstermektir,gideceğiz biz" sözlerini duyarak, halktan uzaklaşanlara da melül melül bakabilirsiniz...

İşte siz bu ahval ve şerait içinde dahi; vazifenizi "Meclise hürmette kusur, nasıl olur, asla kabul edilemez" diyerek yerine getiremeyecekseniz şayet, sizden politikacı olmaz. İnsanlar sağlık yardımı alamazken, meclis koltuklarını yenilemeyi düşünemeyeceğiniz için...

Ne diyeyim, yuh size...Bi egoizmi tatmin edemiyorsunuz yani!

Share/Bookmark

Related Posts with Thumbnails

Arşiv