Showing posts with label slumdog millionaire. Show all posts
Showing posts with label slumdog millionaire. Show all posts

And the oscar goes to??? Ooops, not yet.

Tuesday, January 27, 2009 | |

Az önce haberlerde Oscar adayı filmler hakkında bir haber vardı. 10 dalda aday olan Slumdog Millionaire'i haftasonu sinemada izledim, The Reader'ın da kitabını okumuştum 3 sene önce. 

Bernard Schlink'in orijinal adı Der Vorleser adlı kitabından esinlenerek yapılan filmi henüz görmedim, umarım kitabındaki gibi duyguları iyi anlatabilmiştir. "Der Vorleser"in türkçe çevirisi de "Okuyucu" adıyla çevrilmiş, tıpkı ingilizcesinde olduğu gibi, ancak bu çevirilerin hiçbiri orijinal adını tam olarak karşılamıyor. Çünkü, Almanca'daki "vorleser" kelimesinin tam anlamı "birine okuyan kişi." Yani Der Vorleser anlamı itibariyle bile 2 kişilik, okuyan ve dinleyen. Kitap, genç bir erkeğin (15), 30'larında olan bir kadına, kadının çocuktan sürekli kitap okumasını istemesiyle başlayan ve devamında gelen cinsel ilişkilerle başlıyor. Burada neler olduğunu yazmak istemiyorum, kitabı okumak ya da filmi izlemek isteyenlerin keyfini kaçırmamak için. Der Vorleser, Nazi Almanya'sının getirdiklerini ve sebep olduklarını farklı bir boyutta anlatıyor. Kate Winslet ise bu filmle zaten Sinema Oyuncuları Birliği'nin "en iyi yardımcı kadın oyuncu" ödülüne sahip olmuş bile şimdiden.


Ama Oyuncular Birliği'nin "casting" ödülü, amatör ve tanıdık olmayan oyuncularıyla "Slumdog Millionair"de.  Slumdog Millionaire ("Varoş Milyoneri" diye çevrilmiştir sanırım), Mumbai'de varoşlarda, çok zor koşullarda, adeta kendini büyüten bir çocuğun "Who wants to be a millionaire?" yarışmasına katılıp, milyonları süpürmesini konu almış. Ancak, bir varoş çocuğunun onlarca mühendis, doktor, avukat gibi yüksek kariyerli insanların bile beceremediği kadar soruya cevap verebilmiş olması şüphe yaratıyor ve filmin ilk sahnesi bu nedenle çocuğa soruları nasıl bildiğini işkence ederek söyletmeye çalışan polisler eşliğinde bir nezarethanede açılıyor. Filmin baş karakteri ve "slumdog"u (varoş çocuğu) Jamal'e bir sonraki çekimlere kadar bildiği tüm soruları nasıl bildiğini açıklatıyorlar. Bu sorgulama, Jamal'in çocukluğundan ilk gençliğine giden sürekli flashbacklerle anlatılmış beyaz perdede.
Slumdog Millionaire'deki görüntülerin hepsi o alışılmış ışıklı Hollywood filmlerinin aksine, çok doğal ve bazı anlar haricinde gözü rahatsız eden abartılar yok. Yine de, özellikle çocukluk anlarını anlatan sahneler, insanın içini burkuyor. 
Hindistan'ın süregelmiş karışık alt yapısı üzerine eklenmiş ve küreselleşmeden nasibini almış halinin halk üzerindeki etkisi, o fakirlikte, vahşi hayat ve gelir farklılıkları arasında"yeni bir hayatın var olabilmesi umudu"nu insanlara yansıtabildiği için en çok izlenen program haline gelmiş olan "Who wants to be a millionere?", çocuk ticareti, fuhuş, hırs, ihanet ve öç kavramlarının hepsi filmin içinde, izleyici zaman zaman üzerek de olsa, çok güzel bir kompozisyonda birleştirilmiş.
Filmin, tren garındaki son sahnedeki tüm oyuncuların dansı olmadan ve 10dk kadar daha kısalaştırmış halde çok çok daha iyi olacağını düşünsem de, bu haliyle de yeterince iyi.

Ve tabii ki izlemeye değer.

Share/Bookmark

Related Posts with Thumbnails

Arşiv