Kahve bizim can dostumuzdur

Monday, November 24, 2008 | |

Dün gece canım yemek istemeyince pizza sipariş ettim. Pizza yedim 2 dilim. 2'sini arkadaşıma yedirdim. 3tane de tavuk parçası, nugget'ımsı bir şey yedim. Sabah işe gitmek için kalktım. Pizzadan kalan 4 dilimden 1'ini mikro dalga fırında ısıttım, peçeteye sarıp, yolda yedim. Geri geldim öğlen. Geride kalmış 3 dilim pizzadan 2sini öğle yemeği niyetine yine mikro dalgada ısıttıktan sonra, bu sefer bilgisayar başında oturup, ekonomi projemi yazarken yedim. Peçeteye sarmayı da unutmadım. Sonra 2 saat uyudum. Kalktım. Kahve içtim. Daha önce pizzayla diet kola içmiştim. Kahvesiz uyanamadığımı farkettim. Artık kahveye şeker bile koymadığımı da. Koyu koyu kahvenin nasıl hoşuma gittiğini de. Notlar gerektikçe defterden koparttım, defteri yere attım. Başka bir dersin vaka çalışmasını da başka bir köşeye attım. 3 gün önce giyeceğim diye çekmeceden çıkarttığım yeşil kazağımın da, o gün onu giymekten caysam da çekmeceye geri koymadığımdan, minderlerimin üzerinden hiç kaldırmadığımı gördüm. Kitap tanıtım gazetesini de perşembe günü atmıştım yeşil kazağın üzerine. Yerde su ısıtıcısının yanında da kablo tuzakları arasında saç kurutma makinem de duruyordu. Bu sene dağınık olmadığıma dair bir inanç geliştirdiğimden belki, belki gerçekten daha az dağınık olduğumdan, odamın bu dağınıklığının aslında dağınık değil de, salaş olduğunu düşündüm. Hayatım da aynı öyle diye düşündüm. Ardından bir baktım kahvem bitmiş. Bir daha kahve yaptım. Yine şeker koymadım. Krema ya da süt koymayı bırakalı ise zaten 5 ayı geçti.  Kahvenin yarısına geldiğimde gözüm saate ilişti, akşam yemeği saatinin geldiğine kanaat getirip, geriye kalmış tek parça pizzayı da mikrodalga ritüelinden uzakta bırakmaya hakkım olmadığını düşündüm. Bu sefer kolayla değil, kahveyle pizza yedim. Tam "bu gidişle kusarım ben, mide fesadı geçiririm, oh mis" diyordum ki, bir şey olmayacağına karar verdim. Kahvenin çeyreğini bardağın içinde bıraktım. Kola koydum. Pizza bitti. "Hadi yemeğe" diyenlere, "Yedim ben" dedim göğsümü gere gere. İçlerinden biri çok dikkatli çıktı ve bana,"Parilda, bugün 3 öğün pizza yediğinin farkında mısın?" diye sordu. "Hı hım" dedim. Üstelemedi. Saat akşamı vurunca, proje toplantısına gittim. Bu sefer kahve aldım. Geri geldim odaya. "Çok kahve içtim, çay içeyim" dedim. Çaydan sıkıldım, yavan geldi. Hayatım da pek bir sıkıcı geldi. 
Share/Bookmark

3 comments:

Anonymous said...

Cok sempatik bi yazi. Hani, "citi piti" denesi bi yazi...

Huyum kurusun. 'Global ekonomik kriz...' li bi cumle kurucaktim ama ahengi bozmayayim.

atlantik said...

hep böyle bir şekilde bir yoldan akıyor akıyor akıyor.

akmasa boğulurduk, ama böyle de kafi derecede nefes alamıyoruz.

böyle işte.

eğreltiotu said...

hay allah bi an 'bil bakalım kaç pizza kaldı mutfakta' gibi bi soru geleceğini sandım neyse ki bitmiş hepsi :D

aynı konudan mustaribiz anlaşılan ayrıca. ben de mide fesatı geçirceğim günü bekliorum kahve içmekten.

Related Posts with Thumbnails

Arşiv