Ben habere haber demem, haber, ayrımcılık taşımadıkça!

Monday, January 11, 2010 | |


Bunu yazmasam çatlardım. Sabah itibariyle, günün satır satır incelenmesi gereken haberidir. Konu, din odaklı, 'Namazla diriliş' isimli konferansında Abdurrahman Dilipak'ın, biz kadınların daima kulağına küpe etmesi gereken sözleri.

Şimdi şöyle başlamış Dilipak;
"Kadınlarımız erkeklerimiz gibi mutlaka camiye gitmeli, namazlarını orada kılmalı. "

Dini bilgiler konusunda, çok fazla söz sahibi olamayacağımı söylemem gerek. Zira konuşabilecek kadar bilgim yok. Olup olmaması gerektiği ise, zaten kişiye göre değişir. Ancak, kafamı karıştırdı. Çünkü mesela, bu konuşma Bodrum'da yer almış ve Egeli biri olarak, buralarda çok uzun yıllar, kadınların cenazeye ve cenaze namazına gitmesi bile yanlış sayılırdı. Şimdilerde ise, cenazelerde kadınları neredeyse erkeklere eşit sayılarda görsem de; camiye cenaze, bayram, cuma ve ya günlük 5 vakit namaz kılmak için giden kadın gördüğümü hatırlamıyorum. Nereden mi biliyorum? Çünkü neredeyse tüm cenazelerin kalktığı bir cami var şehrin göbeğinde, öyle ki herkes kestirme yol olarak da kullanır avlusunu. Cenazede bile görmediysem, günlük olarak görmemin çok daha nadir sayılacağını düşünüyorum. Bu konuda bilgisi olanların yorumlarına açığım. Kadın camiye namaza gider mi, gitmez mi? Madem yasak değil, hatta gitmesi gerekiyor Dilipak'a göre, o zaman niye tek tük bile denk gelmedim o kadar yol kenarından geçerken? 'Kadın kısmısı gitmez, otur oturduğun yerde, kıl kendi evinde, neyine senin, eğilip kalkarken dikkat çekersin sen şimdi, başımı belaya sokma' güdümlü bir erkek egemenliğinden mi?

Fakat konferanstaki bu yorum, eşitlikçi bir adıma yöneltme, dinin cinsiyet ayrımcılığına karşı tutumu olmadığını, olmaması gerektiğini, böyle bir uygulamanın ayrımcılık ve baskıdan başka bir şey olmadığını anlatması bakımından, kayda değer. Ama, Abdurrahman Dilipak aksine, bunu kadınların 'kolaya kaçması','unutkanlık' ve 'tembellikleri'ne bağlamış. 'Unutkanlık'sa yine iyi; ama 'hırsızın hiç mi suçu yok hakim bey?' derler adama. Saçını süpürge etmesinin reva görüldüğü kadın, süpürmekten, unutabilir; süpürge yapanlar utansın.

Konuşmanın, en sevdiğim, beni sinirden kahkahalarla güldüren sözleri ise şimdi geliyor:
"Ayrıca günde üç öğün ve tıka basa yemek yiyen özellikle kadınlarımız kendilerine fiziki yönden zarar verip, aşırı kilo alıp badi badi yürümek zorunda kalırken, kocalarına da zarar veriyorlar. Bu kadınları gören kocaları Bodrum gibi yerlerde başka kadınlara bakmaya başlıyorlar. İşte bu yüzden namazı ve Müslümanlığı öğrenmek için bu zamanı kullanın."

Dikkatinizi çekerim,'badi badi' yürüyen kadınlar ve 'badi badi'yürüyüşlerine tahammül edemediklerinden, 'başka kadınlara bakmaya başlayan' kocaları. Yani kocalar 'mecbur' kalıyor. İşveli, cilveli, edalı ama aynı zamanda saçı süpürge, çocuk karnında, 'anne anne' diye sürekli vızıldayan diğer çocuğu yanında, yemeği ocağında ve namaz saatlerinde camide olması beklenen emir eri kadın hakkında; görevini başarıyla yerine getiremediğinden, ordundan ihraç veya iyi ihtimalle, yerine yedek oyuncu alınması hükmü getirilebilir. Yani. Ne yapsın adam, hele de Bodrum gibi, badi badi gezmeyen yerli yersiz turist mekanı bir yerde? Zavallının eli mahkum.

Camide dindar, yatakta fahişe, başka arkadaşlar yanında kocasına itaatkar... Hatta, tarlada rençber, sınırda asker, tunç gibi gezer, aslan mehmetçik. Pardon, kadın olacaktı.

Kadın badi badi yürümesin, incecik, taş gibi olup, kocasını elinde tutsun. Öğle yemeği ya da gününün belki de kendi için olup olacak yapabildiği tek aktivitesi, gündüz oturmasına gidip, misafircilik oynadığında börek, kek yemesin. Ama kocası için fırında hazır etsin, löp löp yutarken adam, kadın baksın; adamın göbeği iğrenç yağlarla kaplanırken, kadın dizini kırsın ve otursun oturduğu yerde, namus meselesi çıkarmasın şimdi adamın başına.

Şunu söylemeden geçemeyeceğim; kadınların kendilerine verdikleri zararları göremeyen Dilipak'ın, hak ve özgürlülerin bir bütün olduğunu da gözden kaçırarak, imamların sendikal ve grev haklarını bildirmesi, takdire şayan olacak türde bir adım olsa gerek.

Haber şurda.

Share/Bookmark

5 comments:

k.i.s.d. said...

Of içim şişiyor böyle şeyleri duyup okudukça...

deryik said...

kadınlar ve cami konusu biraz ikiricikli. kadınları camide pek göremezsin, doğru, çünkü erkekler kadınların namaz kılma alanını işgal eder genelde. çoğu caminin haremlik kısmı dar ve bayramlarda vs özel günlerde "öncelik" erkeklerin olduğundan kışkışlanıveriyor kadınlar. yani kadınlar namaz kılmak istiyorsa, camilerde kendilerine ayrılmış yer pek yok aslında, o yüzden evdeler. diyanet işleri başkanı mı birisi demişti hatta, "daha adil camiler inşa edilmeli, sevap da günah da herkese aynı" filan diye.

nefsi kontrol diye bir şey duymamış bu adam. aynı kafa oruç da tutamaz. "etrafta yemek olursa nasıl oruç tutayım" der, lokanta taşlar. kendinden çelişkili. sen niyeti bozucan, etraf seni senden koruyacak. amaaan.

Anonymous said...

Kadın dediğimiz varlık daha neleri yapabilir acaba ?

onur said...

bayram namazının birinde hoca "cennette bizi bekleyen 15'lik huriler olduğundan o yüzden dünyada sabretmemiz gerektiğinden" bahsetmişti. Aklıma geldi okuyunca :)

Ms. Parilda said...

k.i.s.d: Ben bildiğin kahkahalarla güldüm. Çok aptalca çünkü, ciddiye almak daha büyük hata gibi göründü gözüme.

deryik: Nedense aklıma son cümleyi okurken 'bekaret kemeri' geldi. Dini filan yok aslında bu olayın, yoksa her konuda aynı şeyleri konuşabiliyor olamazdık. Amaaan deyip geçmek gerek.

isimsiz: kadın dediğim varlıklar, bu tip erkeklere tahammül etmek gibi yüce bir görevi yerine getirmeye çabalıyor. Başka soru?

onur: Huriler belki çirkin yani, belki tipiniz olmayacak. güzellik göreceli sonuçta :)

Related Posts with Thumbnails

Arşiv