Showing posts with label günün notu. Show all posts
Showing posts with label günün notu. Show all posts

Günün notu Vol.7

Thursday, January 21, 2010 | |

Görsel: Ana Flecha Marco
Bir arkadaşımın, ders saatleri içinde yaptığı çizimlerden. Annesi Superman'in arkasından sesleniyor: "Clark! Sandviçin!"
"Her kahramanın arkasında, bir anne vardır."

Ben de içimden şu soruyu geçirdim. Peki ya her katilin, zorbanın, insanlara eziyet çektirenlerin arkasında?

Share/Bookmark

Günün notu Vol.6

Thursday, January 14, 2010 | |

Görsel amai911.deviantart.com'dan alıntıdır.
"The brain you're trying to fuck is neither available nor reachable at the moment. It's full of other unpleasant,uncomforting, unhappy thoughts. Please try again later."

Share/Bookmark

Günün Notu Vol.5

Sunday, January 10, 2010 | |


'İnsan' olabilmenin, sadece 'tür'lerden biri sanılması ne kadar da trajikomik. Temsili vücut şartlarına uyma halinde, bu titrın alınabiliyor olması ise, belki de daha içler acısı. Çünkü hiçbir insanlık vasfı olmadan, kendine 'insan' diyen canlılarla karşı karşıya kalmak zorunda bırakmak gibi bir defosu bulunuyor.

Share/Bookmark

Günün notu Vol. 4

Saturday, January 2, 2010 | |


Öf'ün garip bir yerelliği var bence; başındaki harften olsa gerek. Canın sıkılıyor, bunalıyorsun, 'öf' diyorsun ve sadece senin mahallen anlıyor, globaliteden uzak bir mağaraya sığınıyorsun. Sonra, 'öf' sesi çıkarıyorsun bi anda; 'hae?' şeklinde bi tonlamayla yüzüne bakıyor global yönlüler, içselleştirip, söylemeye çalışıyorlar. Çıkmıyor o ses tabii, 'oeyf' oluyor, 'of' oluyor, ama 'öf' olmuyor. Gülerek, 'öf' ün yoldaşlığına seviniyorsun; sana kalıyor 'öf', civelek 'of'un aksine, öpesin geliyor.

Share/Bookmark

Günün notu Vol.3

Friday, December 25, 2009 | |



"Aşkın 'ben' ve 'sen' ile birlikte üçüncü bir kişi olarak geliştiği ilişkiler daha acıtmasız olabilir sanıyorum. Bazen 'aşk'ta 'ben' ve 'sen' birleşip 'aşk'ı dövüyor. En iyisi 'bu ben, bu sen, bu da ilişkimiz Mahmutgül' diyebilmek belki, bilmiyorum. " (Met-Üst, Radikal Kitap 25-12-2009)

"I believe it could be less hurtful in those relationships where love could be reformed as a third person. Cause, sometimes 'me' and 'you' accouple and tend to beat 'love.' I'm not sure, but maybe it could turn out the best, if we said 'this is me, this is you; and this is our relationship: Monty Python.' " (Met-Üst)

Share/Bookmark

Köşe yazarımız olacaklardı

Thursday, December 24, 2009 | |


Albert Einstein, Frederik Nietzsche, Mikhail Aleksandrovich Bakunin ve Karl Marx hayatta olsalardı, kesinlikle bir gazetenin köşesine sahip olurlardı. Hatta gerekirse cebren ve hile ile buna uğraşılırdı. Yazılarını ingilizce kaleme alıyor olsalar, Radikal'de haftada bir yayınlanır, Türkçe yazmayı biliyor olsalar, Hürriyet ve Habertürk kapışırdı, Hürriyet, farklı görüş olarak görüp bağrına basar, Habertürk başlarına bir aşçı şapkası geçirip reklamında yer verirdi. Bazıları cayıp 3-5 haftalığına Taraf'a gider, sonra onların da liberalliğinden sıkılıp, günümüzde yayınlanmış kitap veya seçme yazılarını kitaplaştırmaya otururlardı yeniden ve Radikal 2'de her hafta yazıları yayınlanırdı.

Einstein kendine ek olarak teknoloji blogu açardı, reader'dan takip edip, "Oha, ne bulmuşsun be. Tebrikler cnm" yorumları atar, friendfeed'de paylaşırdık. Nietzsche nispeten daha depresif yazılara dalacağından, gazetenin yaşam ve Türkiye sayfaları arasında bir yerlerde yer alır, bir de cumartesi ekinde analizler yapardı. Blogu olsaydı, pek okunmaz, çabuk çabuk geçilirdi. Kendi aramızda konuşurken, "İyi yazıyor da, çok ruhum daralıyor ya, her gün okuyamıyorum" diyerek eleştirirdik. Ama migrenli yazılarını hep yıldızlardık.

Marx ve Bakunin daimi olarak savcılık gezilerine çıkarlar; cezalara çarptırılırlardı. Fakat Marx'ın tabii ki üslubundan ötürü, 'iyi hal'den az cezalı kurtulma ihtimali daha yüksek olurdu. Tekel işçilerine destek verir, sendikaların şu halini yerden yere vururdu. İşçi savundu diye Ak Parti hükümetiyle başı belaya girer; "Köşe yazarları da biraz az yazsın canım. Bakın, görüyorsunuzdur; işçilere arka çıkma kisvesi altında hükümetimizi kabullenemiyorlar, biz bunlara alet olmayacağız. Marx bey, Marx Bey, kendinize gelin! Biz o işçiler sıfırın 1 adım üstünde sürünebilsinler diye 4/C yasasını çıkardık" serzenişleriyle, salı günü toplanan parti grup toplantılarından ve ayrıca TBMM toplantılarından seslenirdi.

Bakunin için ardı arkası kesilmeyen para ve hapis cezaları isteneceğinden ve sivri dilinin de etkisiyle; Oray Eğin gibi köşecimsiler, "böyle hakaret görmedim. Derhal bu gazetenin patronu bu yazarı çıkarmalıdır" buyururdu. Hükümet ve devlet karşıtı görüşleriyle, şu dönemde Bakunin, kesinlikle "irtica ve hükümet ile eylem planı" diye belgeler sahibi olduğu iddia edilir, geçip bitmeyen soruşturmalardan, karman çorman bir hal alırdı hakkındaki haberler.

Tüm bu gereksiz vesveselerden sıkılıp, "ölmüş olmayı" ümit ederler; daha da gelmek istemezlerdi.

Share/Bookmark

Günün notu Vol.2

Wednesday, December 23, 2009 | |


Dünyada yasaklanması zaruri bir ihtiyaç haline gelen bir şey var: Sakız! Oldukça da küresel; dünyanın dört bir yanında aynı sinir bozuculuğa sahip.

There is something that needs to be banned fundementally: Chewing gum! It is very global; yet has the ability to wrack nerves beyond any dimension.

Share/Bookmark

Günün notu. Vol 1.

Tuesday, December 22, 2009 | |


Daha iyi bir dünya hayal ediyorum... tavukların karşıdan karşıya geçerken gerekçelerinin sorgulanmadığı.

I dream of a better world....where chickens will be able to cross the street without being questioned about their motives.



Share/Bookmark

Related Posts with Thumbnails

Arşiv