Showing posts with label annem. Show all posts
Showing posts with label annem. Show all posts
Nefes bilinci
Thursday, April 1, 2010 | Posted by Tugc at 7:26 PM | Labels: annem, sigara candır
Hiç aklımda yokken bir sigara yakıverdim. Uzunca bir nefes çekişin ardından, alınan ve unutulup giden onyüzbinmilyon nefesin arasından, bikaç nefesimi aslında çok da bilinçli aldığımı hatırladım. Sigarayla ilişkim de aslına bakılırsa birçok şeyle olan ilişkime, hayatıma bakışıma öylesine benziyor ki; bazen bu benzerlik beni kaygılandırıyor bile. 20 sigarayı ardarda içiveresim geliyor mesela kimi zaman, bitmesin, sönmesin, gitmesin, sessiz sakin içten yanmalı derinden etkilemeli içsellikte, çok zarar verirken çok da "hallolur, iyi böyle"lik anlamlarını aynı anda yüklüyorum. Ha sonra bir şey oluyor, üç gün, yerine göre üç ay bile içmediğim oluyor. Başkalarına zararları konusuda demeçler atıp, "aman onu içmeyin, beni için"('beni için' kısmı cümleye renk katması için, öküz ve buzağı, no!) diyecek noktada yine atıp, tutabilirim. İyi bir şey değil tabii, savunmasını filan yapmam mümkün değil; siz okurlar bu satırları okurken sigara içiyorsanız da, bırakın hatta. Annem içmesin diye, "sen içersen ben de senin kadar içeceğim o zaman, hadi bakalım" ültimatomunu çakıyorum ben de sık sık; hasta olmasına, öksürmesine bile tahammülüm yok çünkü. Uykunun bir yarısı kalkıp soluğunu dinliyorum, hırıltı varsa ertesi sabahtan itibaren azarlamaya başlıyorum, bir sürü saçmasapan ballı çaylardan yapıyorum örneğin. -Hiç de sevmem bu kelimeyi, nereden çıktıysa.- Neyse ama kendim, belki de ara ara git-geller yaşatabildiğim için sigara yaşantıma, zararlarının üzerinde o kadar da durmuyorum. Bir arkadaşımın da dediği gibi, "ben bunun bilincindeyim, yanlışlardayım" algı-sızlığı işte, adına ne derseniz deyin.-Deyimler, özlü sözler ile replik replik yaşayabiliyorum.- Sigaranın da faydası yadsınamaz tabii buna. Ama işte bu sigara, ne menem bir şey olursa olsun, insanın nefesini değerli kılabiliyor zaman zaman. Üçbeş nefesimi, nefesimin, sigaranın dudaklarımın arasından geçmesinden sonraki ilerleyişiyle beraber, çok net hatırlayabiliyorsam; buna başka şey denmez. Ta 5 sene önce bir günün gece yarısı aldığım nefesin, tadına kadar hatırlatıyorsa bana; yorumsuzdur. Susulur, oturulur. Sevilir. Sevabıyla da, günahıyla da.
Günün notu Vol.7
Thursday, January 21, 2010 | Posted by Tugc at 5:06 PM | Labels: annem, günün notu, katil, superman
Görsel: Ana Flecha Marco
Bir arkadaşımın, ders saatleri içinde yaptığı çizimlerden. Annesi Superman'in arkasından sesleniyor: "Clark! Sandviçin!"
"Her kahramanın arkasında, bir anne vardır."
Ben de içimden şu soruyu geçirdim. Peki ya her katilin, zorbanın, insanlara eziyet çektirenlerin arkasında?
Günün notu Vol.7
Annemin asimilasyon politikası
Wednesday, September 30, 2009 | Posted by Tugc at 10:49 AM | Labels: annem, asimilasyon, dağınıklık açılımı, evham, initiative, yok sayma
Annemin bana senelerdir gizli gizli asimilasyon politikası uygulandığından şüpheleniyorum. Tabii asimilasyon politikaları bilirsiniz ki hemen işlemez, yıllarla olgunlaşıp, kişinin türünü ortadan kaldırır, bir bakmışsınız, "Meraba Dolly-can!" Durumun daha da vahimleşme olasılığı beni ürkütüyor.
Olay şöyle cereyan etti. Birkaç gün önce sabahın köründe işi çıkıp giden annemin ardından, kahvaltı masasını ben topladım. Zaten buraya kadar bir sorun yok. Ama sonra hızımı alamadım ve tıpkı Annem'in yaptığı gibi, hem de şuursuzca, lavaboyu domestosladım. Domestosu birkaç dakika bekletirken, gidip yatakları topladım, tuvaleti temizledim. Geri geldim lavaboyu ve tezgahı ovdum, hatta inanılmaz ama, kardeşime 'odanı topla' diye çıkıştım. Aramızdaki çıkabilecek arbedeyi önlemek için, koşa koşa mutfağa gittim ve kahve suyu kaynattım. Tam "eh Pazar için bu kadar temizlik yeter" diye içimden geçirerek, bulmaca çözüyordum ki; masanın altındaki çekirdek kırıklarını farkettim. Eski ben olsaydı, zerre umursamazdı. Zaten bu bir yerlerime birkaç asimilasyon damlası bulaşmış olabileceği şüphesi de burda nüksetti! İnanmazsınız, anneme içimden, tıpkı onun bana dağınıklık çemkirmeleri gibi, "ç.k ç.k ne biçim yemiş, hepsi yerde" deyip, bir koşu elektrik süpürgesini aldım diğer odadan ve mutfağın her köşesine elektrik süpürgesi tuttum. Bu hareketim beni kendimden her ne kadar korkutsa da, annemin geldiğinde benim bu titizlik atağım karşısında nasıl gözlerinin yaşaracağını düşünerek heyecanlandım.
Lakin heyecan uzun sürmedi ve annemin geldiğindeki "yapacaksın tabii ki, siz bana teşekkür edip şaşırıyor musunuz?" sözleri karşısında, tamamlanmış bir asimilasyon politikasının devamındaki yok sayma politikasıyla karşı karşıya olduğumu farkettim.
Bu evin bir dağınıklık açılımına ihtiyacı var.
Ve "say NO to assimilation!"
Annemin asimilasyon politikası
Galata'dan at beni, zam manyağı yap beni!
Thursday, June 18, 2009 | Posted by Tugc at 3:42 PM | Labels: annem, ekonomik bunalım, kişisel görüş, sigara candır
Bence kriz sonrasının mottosu kesinlikle bu olmalı. Bir nevi, "uygarlaşma fobi"li toplumların tecavüzdenkaçamıyorsanondanzevkalmayabak sendromu. Bakmayın siz öyle deenflasyon söylentilerine ve günümüzdeki yansıması olan baristoklarıboşaltalım, pamuk ötvler çöpe kampanyalarına.
Zaten kriz var ve herkesin beyni yüz bin, daha fazla germe bizi diyor olabilirsiniz ama.. Bence krizin yavaşladı mı bitti mi, 5ti 3mü ha, söylesene, tartışmaları devam eder, haberlerde Obama ve şehit sinek dönerken, asıl korkulması gerekenin kriz sonrası olduğunu farketme zamanı geldi de geçiyor. Genellikle her krizde görülmüş bir şey olan, krizin ardından gelen kingkong enflasyon ve daha da yükselip, enflasyon + işsizlikle sidik yarıştıracak olan ve sonucunda enflasyon baba getirecek olan nominal faizler. Oh oh...
Neyse, bu kadar felaket tellalığına soyulmuş olmak yeter.
Sigaralara zam geliyor sayın seyirciler.
Hepsine birden, 50'şer kuruş. Kendisi okuduğunuz-duyduğunuz gibi 6 milyar TL para kazandıracakmış ekonomiye. Sigarayı bırakın diye bas bas bağıran duyarlı çevre, bunu sonucunda ekonomik duyarlılık ile çevresel ve toplumsal duyarlılık arasında sıkışıp kalacak. Kolay değil tabii. Sigara içen yurdum insanı, ekonomiye para pompalayacak. Son 5 aydaki toplam cari açığımızın 3.5'ta 1'i kadar hem de. Toptan bir "sigara içmeye teşvik" paketi nitelendiğinde olan işsizlik, kriz, sıkıntı üçgeninden buldular işte çıkar yolu. He heyt!
Ama bu haber sanırım en çok anneme güven getirdi. Bir eda ve çalımla, bundan sonra sigarayı bırak diyenlere; 'kızım, ekonomiye ne biçim katkı yapıyorum, ben olmasam işin bitikti' tarzı bir şeyler demeyi planlıyormuş.
Zaten kriz var ve herkesin beyni yüz bin, daha fazla germe bizi diyor olabilirsiniz ama.. Bence krizin yavaşladı mı bitti mi, 5ti 3mü ha, söylesene, tartışmaları devam eder, haberlerde Obama ve şehit sinek dönerken, asıl korkulması gerekenin kriz sonrası olduğunu farketme zamanı geldi de geçiyor. Genellikle her krizde görülmüş bir şey olan, krizin ardından gelen kingkong enflasyon ve daha da yükselip, enflasyon + işsizlikle sidik yarıştıracak olan ve sonucunda enflasyon baba getirecek olan nominal faizler. Oh oh...
Neyse, bu kadar felaket tellalığına soyulmuş olmak yeter.
Sigaralara zam geliyor sayın seyirciler.
Hepsine birden, 50'şer kuruş. Kendisi okuduğunuz-duyduğunuz gibi 6 milyar TL para kazandıracakmış ekonomiye. Sigarayı bırakın diye bas bas bağıran duyarlı çevre, bunu sonucunda ekonomik duyarlılık ile çevresel ve toplumsal duyarlılık arasında sıkışıp kalacak. Kolay değil tabii. Sigara içen yurdum insanı, ekonomiye para pompalayacak. Son 5 aydaki toplam cari açığımızın 3.5'ta 1'i kadar hem de. Toptan bir "sigara içmeye teşvik" paketi nitelendiğinde olan işsizlik, kriz, sıkıntı üçgeninden buldular işte çıkar yolu. He heyt!
Ama bu haber sanırım en çok anneme güven getirdi. Bir eda ve çalımla, bundan sonra sigarayı bırak diyenlere; 'kızım, ekonomiye ne biçim katkı yapıyorum, ben olmasam işin bitikti' tarzı bir şeyler demeyi planlıyormuş.
Galata'dan at beni, zam manyağı yap beni!
Subscribe to:
Posts (Atom)



