Gruplara ayrılalım

Thursday, July 26, 2007 | |

Her kadının bir feminist ruhu , kabullenmedikleri eşitsizlikleri vardır en azından doğum yapıncaya kadar çoğunda da direttikleri.
Aslında sorun herşeyde aynı şeyleri yapmak değil de, eşit koşullarda eşitlik konusu olmalıydı. Gerçi her ikisi de olmuyor ya neyse..Benim bu yazımın ana konusu feministlik yada kadın hakları filan da değildi ki..Nereden çıktı şimdi üsttekiler?
Ctrl+Z” yapıyorum şimdi ve baştan alıyorum.

Aslında gerçekten en zoru kadınlarla başetmek..Bu erkekler için de kadınlar için de böyle ve bunu bir kadın olarak bile inkar etmeme bir neden görmüyorum. Bir kadın bir erkekten korkmaz, “korkuyorMUŞ” gibi yapar ancak. Ama bir kadın başka bir kadından korkar.. Kadınlar tehlikelidirler çünkü.. Kadınlar -çoğu diyeyim de genelleME olmasın yine- “beklerim” derken saf, tertemiz, plan yapmadan, sonuçsuz olabileceğini bilerek bekleme eylemi olasılığını aslında çıkarmışlardır listelerinden.
Neredeyse hiç bir kadın nedensiz beklemez... Zaten içten bekleyecek olanın nedeni de vardır, bunu söyleme gereksinimini de duymaz.

Bazı kadınlar, hele olayın içinde başka şeyler de varsa, çok iyiymiş pozlarına girip, “sorun değil, beklerim ben” diyebilirler. Bu bekleyişlerinin en azından bir süre sonra en azından “minnet” duygusu altında mükafatlandırılacağını düşünürler. Genellikle haksız da çıkmazlar.
Ben bir kadın olarak bu tiplerden çok korkuyorum, çünkü hep geride beklermiş gibi yapanlar samimiyetsizlik uyandırıyor içimde.. Bir kadın bu tipleri bir göz kapanıp açılışında, tam da açıklayamayacak olsa bile, hisseder. Savunmasını yapar mı yapmaz mı bilemem, fakat tanır ve içten bir sevgisizlik besler “iyi niyetli” hanım kıza... En çok “beklerim, sorun değil” diyip, kenarda bekleme modunda olanlar tehlike arz eder kısacası.. Onlara kırmızı alarmı uygun gördüm. Sorun “beklerim” demelerinden öte, asıl isteklerini gizlemeleri benim gözümde ve çok uslu pozları vermeleri. “cheese” de bakayım..Olmadı bak!
Sinsi geliyorlar bana ama sinsi kelimesi de birden fazla acımasız geldi. Bekleme modundaki sinsilik diyebilirim, ulaşmak istediği şeye planlı ve sistematik bir şekilde yaklaşanlar adını da verebilirim onlara, ya da kısaca soykırımcılar da fena olmaz. Birincisi, isimlendirme olarak kulağa hoş; ikincisi, kelimenin anlamı olarak planlı ve sistematik şekilde yok etme istediklerini yaptırma olarak gruba uygun çağrışımlar yaptığından güzel.

Diğer bir grup ise, sanırım bu diğerine kıyasla daha ufak bir grup. Ultimatom verenler. Bu grup kadınları daha inatçı, ya hep ya hiççilerdir. Olacaksa olsun, olmayacaksa çok da uzun yalanlarla uğraşmazlar. Direk söylerler, dediklerinin arkasında dururlar, bazen yalnız kalacakları riskini bile göze alarak. Bu gruba kıyak geçip güzel şeyler söyledim, evet, farkındayım. Çünkü ben bu gruba dahil olmaya yakınım, ya da belki bu gruptanım. Ama seviyorum grubumu ve grup arkadaşlarımı..Oyunlara gelemiyorum çünkü ben, aklımda ne olursa içimde de o oluyor ve gizli saklı planlı-sistematik soykırımcılara dahil olamıyorum.

Günün son grubuna gelince... Onlar da gözleri henüz açılmadığından, kalp-beyin uyumları yeni yeni çalışmaya başlayanlardan olduğundan gerçekten iyi niyetli ve hayalci olanlardır. Ne ültimatom verirler-çünkü henüz o kadar inatçı değildirler- ne de soykırımcılar gibi plan yapıp “sözde” beklerler. Bu gruptakiler, ya çok darbe almamış olanlar ya da eternal love terimlerinden başka terimleri kabullenmeyenlerden oluşur.
Yalnız unutulmamalıdır ki bu son grup daha çok bir geçiş grubudur. Sürekli değildir.

Lafın kısası diyeceğim ama yeterince uzatmış olduğumun da farkındayım, kadınlar tahmin edilenden daha tehlikelidirler aslında. Onları silahsız bırakmanın tek bir yolu vardır.. Ama bunu da burada söyleyip açığa çıkaracak değilim. Onu da erkekler bulsun, ben bu kadarını yapıp zaten yeterince kıyak geçtim,biraz da onlar çalışsın şimdi.
P.S: Böyle bir yazıyı erkekleri gruplara ayırarak da yazmayı isterdim ama onları da yeteri kadar bilemediğimden, bilmediğim işe karışmayacağım şimdilik. Ama erkeklerde de tinerci diye adlandırdığım bir grup var :)

Temmuz 26,2007, Kuşadası Çatı Katı Notları

Share/Bookmark

0 comments:

Related Posts with Thumbnails

Arşiv