Kalbimin orta yerinde bu nasıl bir Korku Cumhuriyeti'dir seninki?

Friday, October 2, 2009 | |


Fobik bir Türkiye olma yolunda, korkuların türlü isimlerde fobilere dönüşmesi için emin adımlarla yürüyoruz. Korku görmemek için gazete, televizyon açmaz hale geldik. TiT adlı "benim Türkçülüğüm hepinizinkini döver" tadındaki örgüt, aylık tehditlerini geçtiğimiz günlerde tekrar bir esip geçirdi. Ne zavallıcadır ki; cesaretiyle, korku salmasına bu kadar güvenen, yiğit TiT üyeleri, başkanlarının adını bile gülünç bir şekilde 'Savaşan Atsız' olarak kurgulamasıyla aklıma Şafak Sezer'in şu şeytandan kurtulma konulu filmindeki, yılanın içinden çıkıp danseden baş parmağı boyutundaki animasyonu hatırlatıyor.

Her dakika korkanlarla, korku salmaya çalışanlar; korkusundan öldürerek kurtulacağını sanan insanlar; 'ne kadar tatbikat denersek o kadar cesur ve hazırlıklı olabiliriz' inancı güdümünde, Don Delillo'nun Beyaz Gürültü'sünün orta yerindeymişçesine bir mizansendeyiz sanki.

Ne kaldı korkulmayan? Ne kaldı söylemeye korkmadığımız? Ne kaldı korkmadan söyleyebildiğimiz? Ne kaldı ağzımı açabilmemiz için cesaret verecek adam gibi şeyler? Susmaktan, susmaya daha da alışıyoruz. Bir gün bir bakacağız, muhteşem bir düzen içinde, 1000 taneyi geçmeyen kelime haznemiz ve yöneten bikaç adamın isteğine bağlı her dönem yeniden kurgulanan çiplerimizleyiz.

Bölünmekten, dış mihraklardan, şeriattan, darbeden filan daimi olarak korkup, bunu stockholm syndrome'a çevirenleri geçtim...Gündelik korkulardan bahsediyorum ben...
Yeni taşınan komşuyla çok konuşmaya korkuyorsunuz...
Bakkala, manava çocuk göndermeye korkuyorsunuz...
Yürürken arkadan gelen adamdan, kadından, çocuklardan korkuyorsunuz...
Cebinizde parayla yürümeye korkuyorsunuz..
Tanımadığınız insanlar arasında görüşünüzü söylemeye korkuyorsunuz...
Tanıdığınız insanlar arasında da görüşünüzün detaylarını anlatmaya korkuyorsunuz...
Okumaktan korkuyorsunuz, mezun olmaktan korkuyorsunuz...
İş bulamamaktan korkuyorsunuz...
İş görüşmesinde okuduğunuz gazete sorulur diye söylemeye çekiniyorsunuz...
Etraf ne der diye korkuyorsunuz...
Biri aşağılar mı diye korkuyorsunuz...
Kötü şeyler görüp, duymaya korkuyorsunuz...
Birisi yüzünüze gerçekleri fısıldar diye korkuyorsunuz...
Birine zıt bir şey dersiniz de, peşinize düşer diye korkuyorsunuz...
Saplantılı adamlardan, kadınlardan korkuyorsunuz...
Yazı yazmaktan korkuyorsunuz...
Ağzınızı açıp gündemden bir şeyler söylemeye korkuyorsunuz...
Ufacık, evsiz çocukların peşinize takılmasından korkuyorsunuz..
Çocuklardan korkuyorsunuz...
Hayvanlardan korkuyorsunuz...
İnsanlardan korkuyorsunuz...
Barıştan korkuyorsunuz...

Etliye sütlüye bulaşmayan, steril hayatlar aşığı haline geliyoruz...Peki su içmekten filan korkmaya ne zaman başlayacaksınız diye hiç merak etmiyor musunuz? İnatla her şeye susmaya doymadınız mı? Birileri zaten şiddete, ölüme kana doymak için elinden geleni hep yapıyor, peki s iz niye susmaya hiç doymuyorsunuz?

Share/Bookmark

5 comments:

delininbiri said...

ne güzel anlatmışsın..bazıları benim de korkum..şükür ki pek az bir kısmı..

Ms. Parilda said...

Keşke anlatmak zorunda olduğuma inandığım bir durum olmasaydı... Ben de korkuyorum tabii ki, ama korka korka susmaya da tahammül edemiyorum. Duydukça insanların tepkisizliğini ürperiyorum resmen.

absalom said...

korku cumhuriyetinin literatürde bi adı var biliosun demi parilda?

Ms. Parilda said...

Biliyorum absalom, merak etme, niye sordun?

absalom said...

sorarım ben bazen...
kötü huyumdur.

:)

Related Posts with Thumbnails

Arşiv