Yine Balık yine!

Wednesday, March 10, 2010 | |

Benim bir balığımın olması bi şey değil de; durup durup onunla ilgili şeyler yazmama katlanmak zorunda kalacaksınız ilk günlerde. İlk günleri atlatabilirsek, zaten yaşayacak. Balığın daha gelir gelmez ölümcül bir havaya girmiş olması üzüyor beni. Yalnızlıktan mı sıkıldı acaba dedim ama yanında biri olsa da, hafızası sebebiyle her dakika yeniden tanışacak, "ay siz de kimsiniz" diye yabancılayacak sonuçta. Eve getirmeden su kaynatılıp, soğutulmasını istesem de, su soğumak bilmeyince, ikinci seçenek olan "şişe suyu"yla doldurmuştum fanusu,halbuki; yani suyu olması gerektiği gibi. Bugün de, tıpkı dün, balıkçıda çalışan çocuğun bana anlattığı gibi 1 bardağını, yeni suyla değiştirdim. Maksat oksijen eklensin. Sabah erkenden kalktım, azıcık daha hareketlendi mi diye bakmak ve yem vermek için. Yemek bile yarım saat sonra yedi. Aslına bakılırsa sürekli hareket etmesini beklediğim için de kendimden utanıyorum biraz, iştahı olmayabilir, canı hareket etmek değil de, sadece öyle dipte takılmak istiyor olabilir. Evde oturmayı istemek, odaya kendini kapatmak gibi pasif eylemleri biz yapınca, -'bunalımlı' damgası yeme pahasına- sorun olmuyor da, Balık yapınca niye olsun? Yine de, Balık'ın biraz depresyonda olduğunda düşünmeye başladım. Hareketsiz oturduğu yarım saatin sonunda, yanına gittiğim anda hızlıca birkaç hareket yapma eğilimine geçiyor,zira. Biraz sahibine benzemeye başladı denilebilir. Ben de yanımdaki çayı içmeyi unuttum az önce; bu da benim de ona benzemeye başladığıma delalet. Kör topal ilerleyen bir ilişkimiz var şimdilik. Şunu da not düşeyim: Göksel'in albümü çalıyordu, onu sevdi sanırım, son on dakikadır yüzüyor yavaş yavaş.

Diyeceğim şu ki; daha hayatıma gireli 1 gün oldu Balık, lütfen ölme. Söz sana yarın arkadaş da alacağım. 1 arkadaşla bile yüzlerce kez tanışacağından, bir sürüsüyle tanışmış gibi olacaksın.

Share/Bookmark

0 comments:

Related Posts with Thumbnails

Arşiv