Back to black

Sunday, October 5, 2008 | |


Yıllar önce, sanıyorum ki ortaokuldaydı, hocalarımdan biri, tam gelişmemiş olarak görünen ülkeler nedense en çok 2 şey için yaşar demişti. Futbol ve festival. (Festival ülkesine göre bayram olur, bilmemne olur farketmez. Eline verilmiş bikaç kağıt parçası, ponpon, bayrak vs vs sallanır.)

Oturup düşünüyor insan.

Futbol gerçekten futbol mu diye...

En büyük kararlar halka çaktırmadan bu dönemlerde geçer mesela.

Nasıl olsa evinde tek amaç olup maç izliyordur çoğu.

Futboldan çok da iyi anlamayan biri olarak, ancak primatif çıkarımlar yapabiliyorum ne yazık ki. Ahkam kesmeye de ne niyetim var, ne de o kadar bilgim.

Ancak gözden asla kaçmayan şeyler de var tabii...

Futbolu en az bilen biri bile, olayın "gol"dan ibaret olduğunu anlar. Nedir gol?

Sayı.

5 büyüktür 3ten. Tamam yendik. Yaşasın! Gol attık, sizin kaleye girdi.

Sonra?

"Sonrası yok abi işte... Yendik, bitti. Karşı takım ezildi önümüzde. ETKİSİZLEŞTİRDİK."

"Aman aman.. Elleriniz ayaklarınız dert görmesin."

Bu mudur?

Evet bu'dur.

Ne garip değil mi? Futbolu içimize işletmişiz. Gol kavgasını işletmişiz. Seç takımını, yenmeye çalış. Kaybettiklerin, kırılan ayaklar, sakatlanan hayatlar önemsiz. Sen kaleni iyi korudun mu? Sayın daha fazla mı? Bitmiştir. Başarılı olduk. Gerisi teferruat.

İçinden bir ses kısıkça sormaz mı, "niye" diye...

Çık. Sormaz. Sormasın yani. Düşünmeye ihtiyacımız yok.

Ağlayanlar köşeleirinde ağlasın. Nasılsa unuturuz biz. Neleri unuttuk, he heyt. 15'in lafı mı olur?

15 ölmüş, karşı takımı da yenip 20'li sayılarda etkisizleştirmişiz. Basanları, bastırmışız. Vatan millet sakarya. Başarılı olmuşuz, bozguna uğratmışız...

Hadi ya?

Ne akıllısın sen, kaça gidiyorsun?

Sorma ama sakın, olur mu..? Sakın ama sakın aklında geçirme, " 'teröristlerin' başarısız olduğuna sevinip, arkasından üzülünen 'sayı' adamları unutacağımıza, yenisi olmaması için ne yapmalıyız?" diye sormayı. Sorarsan da vurulur, sayı olabilirsin mesela, unutma.

"Temelinden çözüm bulunması lazım" dediğinde, sen "çözüm" ü kastederken, " evet evet.. toptan yoketmeliyiz abi, böyle olmaz" diyen adamlara alışmak zorunda kalmak mı en zoru?

Gidenlere üzülmek mi?

Etkisizler neden etkisizleştirilmek zorunda kalmalarını gerektirecek olaylara itildiler diye sorup, sorgulayıp, düşünmek mi?

Yaşın büyüdükçe görmek mi?

Gördükçe sinire bürünmek mi?

Futbolu benimsetmenin bir alıştırma politikası olup olmadığını sorgulatmak mı?

Her bir "son bulsun" diye ortaya çıkan kişiye, gözlerini kısıp nefretle "sen de onlardansındır" kesin diye bakan insanlarla sürekli karşılaşmak zorunda olmak mı en zoru?



Aldım verdim ben seni yendim.

Damardan futbol veren, liselerde bile "sayı"salcıların saygın olduğunu benimseten ülkeleri yönetenlerin amacı, "sayı" lara alıştırmak mı?

Üç, beş, Onbeş, yirmi, yüzyedi, bin....

Bunun için mi alıştırmak sayılara?

Ölüleri sayabilmek, etkisizleştirmek ama hiç ama hiç çözümünü sorgulamamak için mi aritmetik alıştırmaları?

Share/Bookmark

4 comments:

NaKHaR said...

hiç bitmeyecek bir savaş bu, ben küçükken derdim ben büyüyene kadar ohooo askerlik kalkar...

gidenler görev için gidiyorken zaten isteyerek bile değil, mecbur olduları için ve takılıyorlarken oltanın ucuna hiç vicdan sızısı duymuyorlar ki koltuklarında...

kimse de sormuyor "oğlun amerikada, evli, gemiciği var, ama askerlik yapmamış!!! NEDEN??" diye...

terörün içindekiler zaten vaatlerle kandırılmış kesim, hepsi bilemeyecekleri bir özgürlüğün peşinde ölmeye etkisizleştirilmeye gidiyorlar gözlerini kapatıp, akıllarında tek bir şey var öldürmek, ölerek öldürmek, korku salmak, acı vermek...

koltuklarına yayılanların çoğunluğu seyretmekte, birisi konuşmakta "3 çocuk doğurun" altyazı şu "3'ün 1'i kesin erkek olur, askere ihtiyaç var, canlı kalkanlara" O zaman sende gönder şerefsiz oğlunu dağlardaki askerin yanına!!!

şiştim... ama çok çarpıcı yazmışsın, sinirlerim bozuldu...

Anonymous said...

ortaokuldaki hocana söyle, aslında futbol ve festival bilgisi kısmen yanlış ve eksik.portekizli dikdatör salazar "ülkeyi yıllarca 3f'le yönettim" demiş.
f:futbol, fado ve fatima yani...
fado, bizdeki arabeske benzer bir müzik biçimi.kaderciliği insanlara aşılar. fatima dediği gibi festival ve de futbol..

şimdi savaşa gelince bununla ilgilil düşüncelerimden ötürü bloğunun hücuma uğramasını istemem.bilahare anlatırım..

koala

Hiçkimse said...

Bunda şaşılacak bir şey yok ki, futbol dahil hayatta her şey mücadele, -klasik- ve edilgen kendini üstün hissetme durumudur. İnsanlık hâlâ çocukluk çağındadır, sen öyle 6 milyar yaşında olduğuna inanma, insanlık hala emekliyor. Sen hiç kavga etmeyen çocuk gördünmü ?, görmedin. Eh o zaman savaşmayan insanda göremezsin. Bu işin asıl boktanlığı, sonsuz bir döngü olmasıdır. Yenilen pehlivan güreşe doymuyor meselesidir. Niyesi ise uzun iş, dediğin gibi maçı izlemek varken, bu adamlar neden maç yapıyor diye sormak kimsenin aklına gelmez. Kimisi vatan savunması der nedenine, kimisi silah satışınının körüklemesi, kimiside ırklar arasındaki çatışma der. Hepsi doğru, ama hepsi de yanlış. Bildiğim tek doğru var, toprak ana şefkatlidir, daha çok evladını yanına alacktır, ta ki sorması gereken birileri "ne oluyor lan ?" diyene kadar

laloba said...

sonuç ise: birileri bizi çok fena yiyor. elimize oyuncaklar tutuşturmuşlar, televizyonun önüne oturtmuşlar, koltuğun arkasından bizleri idare ediyorlar. Bunu anlayabilenlerimiz ise yalnız kalıyorlar. Ya da işlemedikleri suçlardan hüküm giyiyorlar. Nereye varacak bilemiyorum.

Related Posts with Thumbnails

Arşiv