Minik kardeşin minik şoveni

Tuesday, March 31, 2009 | |


Kardeşinin büyümüş olmasını algılayamayan ablalardan biriyim. Algılamak mı istemiyorum yoksa beynim mi yetersiz, işte onu bilemiciim. Ama tüm bu algılayamamayı yaşadıkça, annemin de "neden" bana hep 7 yaşında laf dinlemeyip koşan, sonra koştuğu için terleyen, -ve kaçınılmaz son- terlediği için hasta olan bir figür olarak davrandığını beynim rasyonelleştirebildi. -Mutlu son'lar her romantikkomedinin kaçınılmazıdır, aileler de bir nevi romantikkomedilerdir.- Özetle, annem beni hiçbir zaman 8 yaştan büyük göremeyecek. Ben de kardeşimi 5 in üstünde göremeyeceğim. Allahtan başka kardeş yok, yoksa bu hesaplar o da 2yi geçemeyecekti. 
Tamam kardeşimin büyümüş olmadığını algıyamamış olabilirim ama bunu şoklar halinde yaşıyorum, çünkü onun 8- 9 yaşlarından sonra beni uzun süreli yatılı misafir olarak görebildi çocuk her 4-5 ayda bir. 
Ancak, en azından aşık olabileceğini, sevgilisi olabileceğini filan geç kavrasam da başardım, her ne kadar ilişkiler konusunda kendisi ve -hala- sevgilisi olan şahıs 27 yaşındalarmış ve önümüzdeki yaz evleneceklermiş gibi mesafeli ve mantıklı davranışlar gösterse de...
Annemin o kadar da iyi yapamayacağını düşündüğümden, birçok konuda da onunla uzaktan ya da yakınındayken konuşmaya çalıştım, çünkü annem çok açık olsa da bizimle, birisini sevmemesinden ve ona takmasından korkarsınız. Dalga geçmeleri ise dayanılmazdır. Baba kimliği ise hafiften sallantılı, baba kimliğini de ben almayı seçtim o yüzden, hem de eğlenceli.
Kışın babamla "uzaktan bir arkadaşla cafe ziyaretleri" tarzında harmanladığımız akşamüzerlerinden birinde; kardeşimin ona sevgilisi olursa nasıl karşılayabileceğini sorduğunu söyledi. 
-Ne diyeceğimi bilemedim, daha çok ufak yahu, saçmalamasın, dedi
-Baba, evlenmez daha biriyle olsa bile, merak etme, sakin, dedim.
-Sen abla olarak konuş güzelce anlat, daha erken de, dedi. 
Hal bu ki, kendisi de benim erkek arkadaşlarımı benimle ve annemle "yüz-göz" olmayacak şekilde bilir, annem dalga geçerse de; "G. benim sinirimi bozma n'olur" derdi. Tüm babalar kızlarını paylaşamaz mı bilmiyorum ama benimkisi ben 4 yaşlarımdayken bile arkadaşlarının "kızın bizim gelin olsun" geyiğine gülüp geçemez, hatta onu diyen arkadaşlarıyla da küserdi. Kışınki görüşmelerimizden birinde de, kendisini gerçekten aşarak;
-Yani senin olursa anlarım da....
-Tamam baba, zorlama, deyip gülerek başka konuya geçmiştim.

Galiba bu konumlarda ablalar kız kardeşlerinin aracısı bu yüzden oluyorlar, bilmiyorum. Ya da daha rahat konuşsunlar diye evin elçisi oluyoruzdur. Ama tabii ki tüm bunlar kardeşimin "ŞOVEN" erkek arkadaşına artık  asla tahammül edemediğim gerçeğini değiştirmiyor. 3 mü 4 mü ne ayrılışlarından sonra, kardeşimi üzmesi bir yana, kendini tanrının sevgili kulu, erkeğim ben erkek tavırları sinirimi aşırı bozuyor. -Dipnot bu arada, bizim eve boyum kadar gül aranjmanı geldi kalpli filan kışın, "7. ayları"ymış da, ondan.-

Evet, tüm çocukluk-ilk gençlik-büyüklük ve sonrası her neyse zamanlarında çiftler birbirini bir ya da bir çok sebepten üzmeyi başarırlar, biliyorum o kadar. Ve yine evet, ablası olduğum için ve kardeşimin 8yaşın ötesine gidemediği hissine kapılıp onun üzülmesine asla tahammül edemediğimden benim için katlanması ekstra olarak zorlaşıyor. Tüm bunlar çerçevesinde, kardeşime de güzel güzel anlattım. -Kelin merhemi filan ama kardeşime daha faydalıyım sanırım.-
Fakat o pis şoven bir de annem ve bana oynamaya kalktı son ve artık -umarız ki kesin olmuş olan- ayrılışlarında. Bizden özür diliyormuş. Benim ufak kardeşime, "niye" dedim. "Beni üzdüğü için sizden özür diliyor" dedi. Cevap vermeyerek sinirimi yansıtmamaya çalıştım, "yemezler bu ucuz numaraları canım" diye o 15lik şovene çatmayı nasıl isterdim halbuki. Ama yetmedi, minik şoven kendi ayrılmamış gibi, "istersen bir şans daha verebilirim" diye mesaj atmıştı kardeşime ondan 1-2 gün önce. ŞANS VEREBİLİRMİŞ. Cidden orada olsam çok fena yapacağım çocuk filan dinlemeden. 
22 yaşındayım ve hayatımın en büyük aşkında deli gibi üzüntüler yaşadığım zamanlarda dahi, böyle bir konuşma yaşamadım. " sana bir şans daha verebilirim istersen." Nasıl bir terbiyesizliktir bu yahu, 15lik şoven bozuntusu!!!! 
Ve bugün tekrar birleşmiş benim aşk stajeri kardeşim.
O minik şovenin haddini bir diktatör gibi acımasızca bildirmek istiyorum ama "ulan ne deli ablası var" moduna geçeceğim diye yap-a-mıyorum. Kaldı ki diktatör filan değilim, olamam da. 

Ablalık zor bir işmiş, kimbilir annelik-babalık ne zordur, şimdi görmeye başlıyorum galiba.


Share/Bookmark

2 comments:

Sera said...

ben de algılayamıyorum hala kardeşimin 18 yaşına gelip dayandığını. bir de minyon tipli olduğundan hala yanaklarını falan çocuk gibi seviyorum. tuhaflık bende de var herhalde. aramızda 10 yaş var ama en iyi arkadaşım oldu aynı zamanda. bazı zamanlarda da çocuğum gibi.
aradaki elçilik durumlarını ben de yaşıyorum bazen. babam özellikle "söyle ona şöyle davranmasın" diye kendi direk söylemek istemediklerini bana söyletir. ama neyse ki aşktır, meşktir o taraklarda bezi yok daha. ama bu yazıdan sonra korktuğumu itiraf edeyim. :p

Ms. Parilda said...

Biz kardeşimle aynı boydayız, beni geçmiş bile olabilir son 4 ayda. Aynı beden giyiyoruz. Evin miniği görünümünde ben olmaya başladım garip bi şekilde, dalga geçiyorlar annemle beraber.
Ama aşk olayına gelirsek; tabii ki hatalar da yapacak, üzülecek de. Beni rahatsız eden şey o minik şovenin sözleri. Hayatımda hiç duymamıştım böyle bir şey, ondan sinirlendim zaten :)

Related Posts with Thumbnails

Arşiv