Kapan susam kapan!

Monday, December 14, 2009 | |


Zaten hiç açılamadığımız bir bahis için, 'ben anlamam, kapansın da kapansın' şımarıklığı yapmak, garip geliyor. Ama tabii, şu hususu unutursanız; biz nerede yaşıyoruz? Açıkçası nerede yaşadığımı bilmiyorum, bildiğimi sandığım toprakların sandığımdan binlerce, milyonlarca kat daha vahşi ve kan meraklısı olması içimi acıtıyor çünkü. Evet, içim acıyor. Çözümsüzlük de elbet bir çözümdür ilkesinin böylesine benimsenip, damardan içimize verilmiş olması acıtıyor. Beynini açmaktan aciz ve korkak insanların, bir silahla "ramboyum ben, korkun benden" tavırlarına girebiliyor olması da acıtıyor ayrıca. Acizlik çünkü bu, başka bir şey değil, olamaz da.

Nasıl bir tahammülsüzlüktür, nasıl bir hoşgörü baskılamasıdır; çözemiyorum. Aklım ve kalbim, etrafımda olanları algılamakta yetersiz çünkü, gelişmemiş sanki o yanım. Sokaktaki adamın sinirinden başlıyorum anlamaya çalışmaya. Hani mesela dolmuşta yanıma oturan ya da arabayı kullanan adamın, bakkalda beraber aynı ekmeğe uzandığım kadından, apartmandaki yönetim savaşları ve kömürsüzlük ikilemlerine yansıyan, başını gösteren sinirleri... Otobüste önümde oturan emekli öğretmen, hükmünün geçtiği tek grup olan çocukları susturmaya çalışabiliyor, avaz avaz, kendince 'onlar adına utanarak!' Utanmayı bile başkasına bırakmaya korkuyor; tahammülün böylesi. Çocuktan başlattığımız susmalar ve susturmalar, silah sopa erkiyle açlılabiliyor sadece, sonuç olarak; sebep değil.

Etrafımızdaki herkesi, 20-30 sene önce önümüze konulan televizyon kutucuğu yerine koymaya çalıştığımız, yanlış bir tespit mi olur? Sevmedin adamın görüşünü, değiştir kanalı; beğenmedin grubun sesini, sesini kıs; karşı görüşün savunulmasına dayanamadın mı, kapat televizyonu gitsin canım.

25 parti kapattırmış bir ülkeyiz bugüne bugün. Bu kadar 'demokrasi, demokrasi' diye çığırıp, bu kadar antidemokratik, bok içindeliğin yaşanması da başka tür bir ironi. 'Demokrasi' diyenden, korkuyorum, aman diyeyim demeyin! diye seslenesim geliyor. 24-25-26-27 sayalım; koyun zıplatıyoruz sanki ya, maksat uykumuz gelsin. Çözüm yoksa; biz ya sopa alırız, ya uyuruz ya da sopa alıp uyuturlar.


Silahla, sopayla, birer 'polat alemdar'cık olan pozlarla karşımızdalar, kurtlar vadisi aracılığıyla öğrenilen 'türkiye gerçekleri'ni tatbik zamanı. "Çözülmeyin, kan dökün, tekbir, dağa çıkarız, dağdan indirmesini biliriz, kaparız, yenisini açarız." Hangi laf hangi eli maşalıya ait ayırmak benim için mümkün değil, aynı kulak tırmalayıcı çığlıklar, aynı nefret söylemleri. Olmayan "açılım vermiş bin yıllık kardeşliğe zarar" ile "yanlış muhataplar seçerseniz, açılımdan kalkarız" laflarını tartma çabası, beyhude biçimde. Sanki 50-60 senenin yükü, eşitsizliği, şiddet dili, kan arzusu, susturmacalı hak yasaklamaları değil. Sallabaşça 'hı hı' demeliymişiz; arada unutanlarımız oluyor işte bu 'hı hı'ları...

12 yaşında öl'dürül'en bir Ceylan için, 'ama onlar da orada oturmayıverseymiş, o akrabaları olmayıverseymiş' fezlekesiyle ortaya çıkabilmiş kurumlarla yaşıyoruz. Nerede yaşadığımı unuttuğumu yazmıştım bu yazının başında; hatırladım. Halk olarak, devleti sürekli hoşgörme, alttan alma, tevazu gösterme zorunluluğuna tabi tutulan bir ülkede. Hain bir çocuk olma lüksüne de sahip ayrıca.

Olmadı sayın okuyucu. Kapayın gitsin susamlarınızı, kapılarınızı, beyinlerinizi; ne de olsa televizyondan alışığız, tek tuşa bakıyor.


*Fotoğraflar: 1.hurriyet.com.tr 2.radikal.com.tr

Share/Bookmark

3 comments:

delininbiri said...

dün haberlerde taksimde elinde sopalarla pek sevgili vatanseverleri gördüm..yazmak istedim yine..boğazıma düğümlendi bir şeyler yazamadım..artık yazmak da rahatlatmıyor inan..kelimelerim tükendi zaten bu ülkede çoktan..

deryik said...

"ee,burası türkiye"yi bi özür gibi kullanmıyolar mı, hani böyle her türlü manyaklığın tek açıklamasıymış gibi bir bahane, yetermiş gibi. "sen yapınca oldu tabii" diye çemkirmek geliyor içimden.

Ms. Parilda said...

boğazımızda düğümlenenler çıkamıyor, orda nefeslerimizi daraltıyor. Burası türkiye denilen bu yerin uygulamaları nefesimizi daraltıp, boğazlarımıza birer tokmak oturtuveriyor. "yazık" dediğimde, neye yazık diyorum ki diye düşünüp canımın acıdığını hissediyorum.

Related Posts with Thumbnails

Arşiv